Başbakan Yıldırım: “Darbe girişimine isimler koymak FETÖ’ye destek anlamına gelir”

Başbakan Binali Yıldırım, 15 Temmuz’un önce tiyatro, ardından kontrollü darbe, en son da kurgulanmış darbe olduğu iddialarına ilişkin, "Ülke o gün ölüm kalım mücadelesi verdi. Vatandaşlarımız tanka, topa, tüfeğe, uçağa karşı göğüslerini siper etti, bayrağı indirmedi, ezanları dindirmedi. Bu darbe girişimine bu tip isimler koymak FETÖ’ye destek anlamına gelir” değerlendirmesinde bulundu..

Başbakan Yıldırım: “Darbe girişimine isimler koymak FETÖ’ye destek anlamına gelir”
Bu içerik 304 kez okundu.
Başbakan Binali Yıldırım, 15 Temmuz’un önce tiyatro, ardından kontrollü darbe, en son da kurgulanmış darbe olduğu iddialarına ilişkin, "Ülke o gün ölüm kalım mücadelesi verdi. Vatandaşlarımız tanka, topa, tüfeğe, uçağa karşı göğüslerini siper etti, bayrağı indirmedi, ezanları dindirmedi. Bu darbe girişimine bu tip isimler koymak FETÖ’ye destek anlamına gelir” değerlendirmesinde bulundu.
Başbakan Binali Yıldırım, TGRT Haber televizyonunda “Gündem Özel” programına konuk oldu. İhlas Haber Ajansı (İHA) ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın sorularını cevaplayan Yıldırım, gündeme ve pazar günü yapılacak halk oylamasına dair önemli açıklamalarda bulundu. Doğu ve Güneydoğu’da ‘evet’ oylarının fazla çıkacağını düşündüğünü ifade eden Yıldırım, “Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Alevi, Sünni, Zaza, ne kadar mezhep, meşrep, etnik grup varsa hepsi Türkiye’nin baş tacıdır, birinci sınıf vatandaşıdır. Herkes Türkiye’nin geleceğini, Türkiye’nin birliğinin, beraberliğinin devam etmesini isteyecek ve ona göre oy verecek. Biz Güneydoğu’dan iyi oy alacağımızı düşünüyoruz. Güneydoğu çok kötü bir tecrübe yaşadı. Özellikle 7 Haziran’dan sonra terör örgütü çukur siyasetiyle orada yaşayan vatandaşlarımıza çok büyük acılar yaşattı, güvenlik güçlerimize büyük acılar yaşattı, ülkemize büyük acılar verdiler ve orada yaşayan vatandaşlarımız bunu yapanları affetmeyecek, bunlara bir fatura kesecek” diye konuştu.

“Hiçbir milliyetçi, ülkücü kardeşimiz PKK’nın, FETÖ’nün safında yer almaz”
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) tabanının hayır oyu vereceği iddialarını değerlendiren Yıldırım, “Ülkücü, milliyetçi, vatanını, milletini seven, ülkesinin birliğini, beraberliğini canından önemli bilen hiçbir milliyetçi, ülkücü kardeşimiz, PKK terör örgütünün, FETÖ’nün safında yer almaz. Ülkücülerini milliyetçilerin temel prensibi şudur: ’Önce ülkem ve milletim, sonra nefsim.’ MHP, bu ülkenin birliğini, beraberliğini, kardeşliğini en önde savunan parti. Üniter yapının korunması, Türkiye’nin teröre karşı mücadelesinin kesintisiz devam etmesini ısrarla takip eden, bu konuda her zaman bize destek veren bir parti. MHP’den, MHP’ye gönül vermiş ülkücü, milliyetçi kardeşlerimizden, hatta Büyük Birlik Partisi, Alperen kardeşlerimizden nasıl böyle bir şey beklersiniz? Şimdi maalesef FETÖ her yere sızıyor. Maalesef ülkücülere ve milliyetçi kesim içerisinde de bütün partilerde olduğu gibi bir alan açmaya çalışıyor. Böyle gayretleri var. Vatan, millet, bayrak sevdası olan hiçbir milliyetçinin terör örgütlerinin çizgisine düşeceğine ihtimal vermiyorum” ifadelerini kullandı.

“MHP ayrı parti, biz ayrı partiyiz ama hedef birliğimiz var”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yle zaman zaman görüştüklerini kaydeden Yıldırım, “Ara sıra görüşüyoruz, hatır soruyoruz. Onlar ayrı parti, biz ayrı partiyiz ama hedef birliğimiz var. Bu değişiklik bizim ortak hedefimiz. Komisyonlarda, Genel Kurul’da beraber savunduk, şimdi de kampanyada beraber evet için çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

“Bu tartışmaya girersek Sayın Kılıçdaroğlu çok şey kaybeder”
Başbakan Yıldırım, Kemal Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz gecesi Atatürk Havalimanı’na indikten sonra darbecilerle pazarlık yaptığı iddialarını değerlendirdi. Kılıçdaroğlu’nun “15 Temmuz gecesi başbakan neredeydi” şeklinde yönelttiği soruya cevap veren Yıldırım, şöyle konuştu:
“Kemal Beyin o gece nerede olduğu sır değil, Bakırköy Belediye Başkanı’nın evinde geceyi geçirdiğini biliyoruz. O gece Recep Tayyip Erdoğan ve bu ülkenin başbakanı o darbeyi bastırmak için ölümü göze aldı, saldırıya da uğradı, ateş de edildi. Bizim o gece nerede olduğumuzun yüzlerce şahidi var, yaptıklarımızın da onlarca şahidi var. Onun hesabını biz fazlasıyla milletimize verdik, o geceyi dolu dolu geçirdik. O alçakların, bu alçakça saldırılarının önlenmesi için yapılması gereken her şeyi yaptık, hayatımızı da ortaya koyduk. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere biz, milletvekillerimiz, bakanlarımız, her şeyden önemlisi milletimiz, savcılarımızı ve milletimizi de unutmayalım. Medya da o gece iyi iş gördü. Hiçbir telkin olmadan ülkeye sahip çıktılar, hakkını teslim etmemiz lazım. Bu tartışmaya girersek Sayın Kılıçdaroğlu çok şey kaybeder. O gece görüştüm. Beni aramış, görüşemedik, ben sonra kendisini aradım. Bana dediği şey, ‘bu bir darbedir, biz ne yapabiliriz?’ Ben de ‘bunu duyduğuma çok memnun oldum, teşekkür ederim ama biz milleti meydanlara çağırıyoruz, siz de kendi parti mensuplarınıza aynısını yapabilirsiniz’ dedim. Bana ‘Onların güvenliğini kim sağlayacak’ dedi. Dedim ‘millet ölüm kalım mücadelesi veriyor. Millet kendi güvenliğini sağlar’ dedim. O gün sokağa çıkmayacağız da ne zaman çıkacağız? Aramızda geçen konuşma bu. Daha sonra Yenikapı’ya geldi, bizimle beraber oldu. Ne oldu, ne bitti, ne telkin edildi bilemiyorum. İçeri atılan FETÖ’cülere sahip çıkmaya kalktı, kendi partisinden eleştiriler aldı, sonra ’15 Temmuz tiyatro’ dedi, sonra ‘kontrollü darbe’ dedi.”

“Ülke o gün ölüm kalım mücadelesi verdi”
15 Temmuz’un önce tiyatro, ardından kontrollü darbe, en son da kurgulanmış darbe olduğu iddialarına cevap ver Yıldırım, “Tiyatro olursa senaryosu da olması lazım. Kendi içinde tutarlı ama zırva; böyle bir şey yok. Ülke o gün ölüm kalım mücadelesi verdi. Vatandaşlarımız tanka, topa, tüfeğe, uçağa karşı göğüslerini siper etti, bayrağı indirmedi, ezanları dindirmedi. Bu darbe girişimine bu tip isimler koymak FETÖ’ye destek anlamına gelir” değerlendirmesinde bulundu.

“Avrupa’dan hayır gelmez”
Avrupa ülkelerinin ‘hayır’ kampanyalarına verdiği desteğe değinen Yıldırım, “Avrupa’dan hayır gelmez. Avrupa bütün değerlerini yerle bir etti. Bu kampanyada açık Türkiye’nin düşmanı ne kadar terör örgütü varsa onlara alan açtı, bizim kampanyamıza da engel oldu. ‘Evet’in suyu mu çıktı, neden ‘hayır’ı konuşuyoruz? En güzel işler evetle başlar. Milletimize güveniyoruz, evet çıkacağına da inanıyoruz. Pazar günü sandıklar kapansın, sonuçlar çıksın görelim. Ne dedik, ‘hayır da verilse, evet de verilse başımız gözümüz üstüne.’ Söz de karar da milletin, o kararı görelim” açıklamalarında bulundu.

“CHP kampanyada kuzu taktiği uyguladı”
Hayır cephesinin referandum sürecindeki kampanyalarını değerlendiren Yıldırım, CHP’nin kampanya sürecinde eskisine göre daha masum söylemlerde bulunmasına dikkat çekti. CHP’nin söylemlerine karşı, kendisinin koltuk meraklısı olmadığını dile getiren Yıldırım, “CHP bu kampanyada yeni bir taktik uyguladı, kuzu taktiği. Masum, mülayim, eskisi gibi sert değil. Hatta beni korumaya bile kalktılar. ‘Biz başbakanı beğeniyoruz, onun için gitmesini istemiyoruz’ gibi aklı sıra milleti ikna edecek. Bırak sen benim koltuğumu, ben koltuk meraklısı değilim, ben memleket sevdalısıyım, millet sevdalısıyım. Eğer milletimin faydasına bir iş olacaksa bizim için makamlar önemli değil. Ben bu işin ülkenin, milletin yararına olduğuna inandığım için bu kadar canla başla çalışıyorum. Bencil olamayız, bencillik yapamayız. Milletimizin, gençlerimizin geleceği söz konusu. 15 Temmuz’u yok sayamayız” ifadelerini kullandı.
Özellikle sosyal medyadaki yeni kalkışma söylentilerini değerlendiren Yıldırım, “Bu FETÖ çevreleri bu tevziratları yapıyor. Bahar güvercinleri 16 Nisan sonucu oluyor. Bunlar böyle gizemli, şifreli laflarla milletin kafasını karıştırmaya çalışıyorlar. Millet rahat olsun, biz nöbetteyiz. Onlar nöbetini tuttu, demokrasiyi kurtardı, bayrağı düşürmedi gerekeni yaptılar. Şimdi hükümet iş başındadır, kurumlar görevinin başındadır. Bu ve buna benzer dedikoduları yapmaya devam edecekler. Amaçları milleti tedirgin etmek, milletin içine korku salmak ve böylece kendi gayri meşru emellerini gerçekleştirmek. Ama o iş bitmiştir, sonuna kadar gidilecek” dedi.

“ABD’de yeni yönetim bu yapının darbeyle ilgili olduğunu düşünüyor”
Başbakan Yıldırım, Almanya’nın FETÖ’cülere karşı güvenli liman olduğu iddiası ve terörist Gülen’in ABD’den iade edilmesi konusunda, şu açıklamalarda bulundu:
“FETÖ’cülerin Almanya’daki faaliyetleri çok yaygın. Darbeden sonra yurt dışına kaçan, yurt dışında olanlar Almanya’ya sığınma başvurusu yaptı. Almanya onlara bir güvenli liman gibi gözüküyor. Amerika konusunda gerekli hukuki belgeleri, her şeyi verdik ve sonuç bekliyoruz. Yeni yönetimden bu konuda daha duyarlı hareket etmesini bekliyoruz. Bunu her düzeyde ifade ettik, kendilerine anlattık. Kanaatime göre; yeni yönetim bu yapının darbeyle ilgili olduğunu düşünüyor. Yeni yönetim bizim durumumuzu daha iyi anlıyor. Trump kampanya konuşmalarında 15 Temmuz’u değerlendirdi zaten. ‘Bu bir darbedir, Recep Tayyip Erdoğan bu darbeyi bastırmıştır’ dedi. Dolayısıyla darbe olduğu konusunda tereddüt olmadığı gibi, bu darbenin de Pensilvanya’yla ilintili olduğu konusunda uzak değil. Ama henüz istediğimiz hızda ilerlemiyor. Hem hukuki yönden, hem de hükümetler arası ilişkilerde bu konu bizim öncelikli konularımız arasında yer alıyor.”

“Terör örgütünü Türkiye’nin gündeminden düşürmek istiyoruz”
Bölücü terör örgütüyle mücadele konusunda açıklamalarda bulunan Yıldırım, “Bu terör örgütünü Türkiye’nin gündeminden düşürmek istiyoruz. Bunun için kışın ara vermedik. Yaz kış, gece gündüz demeden peşlerindeyiz. Mücadelede hiçbir rehavetimiz yok. Zorluğumuz, Suriye’de, Irak’ta yaşanan savaş ve iç karışıklık. İç karışıklık yüzünden sığınmacılarla birlikte, aralarına karışarak gelenler oluyor. Onlarla ilgili biraz zorluk yaşıyoruz ama Allah’a şükür büyük oranda olay kontrolümüz altında. Ama bitti diyemiyoruz, çalışacağız. Bu yapı tek başına hareket eden bir yapı değil. Bunların destek aldıkları dış çevreler var” şeklinde konuştu.
Kerkük’te Kürt bayrağının indirildiği haberlerinin henüz teyit edilmediğini söyleyen Yıldırım, “Bu konudaki görüşümüz çok net. Bunun yanlış bir şey olduğunu, bu yanlıştan dönülmesi gerekildiğini çok açık şekilde söyledik” dedi. Yıldırım, ayrıca 16 Nisan’dan sonra Avrupa Birliği ile Türkiye ilişkilerinin mutlaka gözden geçirileceğini vurguladı.

“Evet çıkması demek istikrar demek, ekonominin büyümesi demek”
16 Nisan’dan sonra ekonominin büyüyüp büyümeyeceği yönündeki soruya da cevap veren Yıldırım, “Evet çıkması demek istikrar demek, ekonominin büyümesi demek, daha çok dış yatırımcının gelmesi demek, daha çok iş, aş demek. Zaten istihdam seferberliğiyle hedeflerimizin üzerine çıktık. İhracatımız artıyor, 2016 büyümeleri iyi geldi. 15 Temmuz’dan sonra alelacele not düşüren değerlendirme kuruluşları yeniden döndüler. Türkiye’nin yarını bugününden daha güzel olacak. Ekonomisi gelişecek, istikrar sürecek, Türkiye büyümeye devam edecek” diye konuştu.

“Kendimi denetimli serbestliği olan bir hükümlü olarak görüyorum”
Başbakan Yıldırım, yoğun kampanya sürecinde vitamin takviyeleri alıp almadığına ilişkin soruya karşılık da, vatandaşla bir araya gelmenin kendisini ayakta tuttuğunu, eşinin desteğinin de önemli bir katkı olduğu ifade etti. Ortalama 4-5 saat uykunun kendisine yettiğini dile getiren Yıldırım, “Vatandaş neyle besleniyorsa, nasıl hayatını devam ettiriyorsa, biz de aynısını yapıyoruz. Bizim vatandaştan farkımız yok. Tek farkı var; kendimi denetimli serbestliği olan bir hükümlü olarak görüyorum. Çok fazla etrafta ekip var, koruma var, rahat hareket edemiyoruz. Şöyle sokağa çıkıp tek başıma kokoreç yemeye gidemiyorum” şeklinde konuştu.
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mersin’de okul servis şoförlerine eğitim
Mersin’de okul servis şoförlerine eğitim
MESKİ’nin mahallelerdeki içmesuyu çalışmaları sürüyor
MESKİ’nin mahallelerdeki içmesuyu çalışmaları sürüyor