Advert
Advert
YGS SONUÇLARI VE ORTAYA ÇIKAN EĞİTİM HALİ ÜZERİNE?
Ali Türer

YGS SONUÇLARI VE ORTAYA ÇIKAN EĞİTİM HALİ ÜZERİNE?

Bu içerik 585 kez okundu.

M.E.B Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı (YGS) sonuçlarını açıklandı.

Öğrencilerin YGS den orta öğrenim başarılarına uygun bir sonuç almaları beklenir. Bu Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı’nın uygunluk geçerliliğini verir. Bu tür genel sınavlar yüksek uygunluk geçerlilikleri ile bir yandan da verilen eğitimin kalitesini yansıtan sistem çıktıları olarak iş görürler. O yüzden eğitim sisteminde kaliteyi yükseltmek gibi derdi olan her yönetici, YGS ile ortaya çıkan sonuçlar üzerinde oturup düşünmelidir.

Bu yıl ki YGS’de sınavı geçerli sayılan 2.161.438 öğrenciden 38 bin 482 aday “sıfır” çekti. Yani 160 sorudan birine bile doğru cevap veremedi. 2010 YGS de 14 bin 156 öğrenci sıfır çekmişti. Demek ki bu alanda sekiz yıl içinde hatırı sayılır bir yol kat etmişiz.

Peki, sınavı geçerli sayılan öğrencilerin YGS performansı (aritmetik ortalama) nasılmış, bir bakalım.

- Türkçe testinde 40 soruda doğru verilen cevap ortalaması 17,3.

- Sosyal Bilimler testinde 40 soruda doğru cevap ortalaması 11,6.

- Matematik testinde 40 soruda doğru cevap ortalaması 5,1 (son iki yılın en düşüğü)

- Fen Bilimleri testinde 40 soruda doğru cevap ortalaması 4,6 (geçen yıldan düşük)

Bu rakamları alt alta topladığınızda 160 soruya sınavda verilen ortalama doğru cevap sayısı çıkıyor.

Sınava giren bütün öğrencileri bir öğrenci farz edin. Sınavı geçerli sayılan lise mezunu öğrencimiz, kendisine sorulan160 sorudan sadece 39 soruya doğru cevap verebilmiş görünüyor. Geri kalan 121 soruya ya yanlış cevap vermiş (ya da boş bırakmış).

Yani öğrencimiz sınavdan kabaca 100 üzerinden 24 almış. Şimdi siz ortaöğretimde bu öğrencinin öğretmeni olsaydınız bu öğrenciyi liseden mezun eder miydiniz? Elbette etmezdiniz.  

Ama bu öğrenci sonuçta YGS de 180 barajını geçti çünkü en iyi 100 kişiden 70 kişi arasında yer aldı. Dört yıllık lisans programlarına başvurma hakkını elde etti.

Şimdi bu gençten üniversitede nasıl bir başarı bekleyebiliriz?

Türkçeyi kullanmayı pek de bilmiyor (40 sorudan 17 sini yapabilmiş), sayısal düşünme de kötü (40 sorudan ancak 5’ini yapabilmiş), doğayı, yaşamı ise tanımada ise daha kötü (40 sorudan 4,6’sını yapabilmiş).

Bilim insanı, doktor, mühendis, öğretmen olarak yetişip daha sonra karşımıza çıkacaklar, acaba bu sorulardan kaçını yapmış olacaklar?

Sonucun böyle çıkmasında kabahat kimin? Alınan bu sonuçlara rağmen eğitim sistemi yöneticileri yarın da gene bildiklerini okumaya devam edecekler mi, bu sonucu ortaya çıkaran koşullar aynen sürüp gidecek mi?

Dört yıllık lisans programları için 180 puan barajını (mutlak ölçüt) neye göre koyuyorsunuz? Her puan türünden aritmetik ortalamanın üstüne çıkma koşulu (bağıl ölçüt) getirin bakalım. Lisans programlarına girme hakkını o zaman sınava giren kaç öğrenci elde edebilecek, bir görelim.

2017 YGS’de sınava girme hakkını elde eden 450 bin öğrenci matematik sorularına, 550 bin öğrenci (aşağı yukarı sınavı geçerli kabul edilen dört öğrenciden biri) Fen Bilimleri sorularına elini bile sürmemiş.

Puanların ağırlıklı olarak bu alanlardan geldiğini, ister meslek okulundan gelsin, ister imam hatipten matematikten ve fen bilimlerinden mutlaka doğru cevap çıkarmak zorunda olduklarını bu gençler bilmiyorlar mı? Bildikleri halde bu derslerin soru kitapçıklarına neden ellerini bile sürmemişler?

Eğitimde halimiz bu! Hal böyle iken bakın neler yapıyoruz:

Okullara atanacak öğretmenleri KPSS gibi geçerliliği ve güvenilirliği görece yüksek bir sınavla değil, sözlü sınav gibi ne ölçüldüğü bilinmeyen bir sınavla alıyoruz.  Üstelik dört yıl sözleşmeli olarak çalıştırmak, altı yıl istediğimiz yerde görevlendirmek koşulu ile. Atananların önemli bir kısmı da Eğitim Fakültesi yüzü görmemiş İlahiyat Fakültesi mezunları üstelik.

Hala eğitimde en fazla yatırım, en yüksek fonlama İmama Hatip liselerine ve ortaokullarına yapılıyor. Üstelik bu okullar, meslek okulları dışında üniversiteye en az öğrenci taşıyan okullar olma özelliklerini korumaya devam ettikleri halde.

Bir taraftan açık Liseyi zorunlu temel eğitim kapsamına alırken, hala kabaca öğrencilerin yarısına okul öncesi eğitim vermeden ilkokullara alıyoruz. Çoğu ilkokul birinci sınıfta 5.5 yaş grubu ile 6 hatta 7 yaş grubu çocuklar aynı sınıfta eğitim görmeye devam ediyorlar, üstelik “fırsat eşitliği” milli eğitimin temel ilkeleri arasında yerini alırken.

Okul yöneticileri siyaseten atanmaya, bütün denetim okul yöneticilerinde toplanmaya, eğitim sisteminin merkeziyetçi yapısı güçlendirilmeye devam ediliyor.

Üstelik bütün bunlar kamuoyuna eğitimde bir çeşit reform gibi sunuluyor?

Öyle anlaşılıyor ki, eğitimde kalite, eğitimde fırsat eşitliği, orta öğretimin meslek edindirmeye katkısı eğitim alanında tanık olduğumuz benzer siyasi müdahalelere kurban edilmeye devam edildiği sürece biz böyle YGS sonuçlarını daha çok göreceğiz.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
AK Parti Mezitli’den vefa iftarına yoğun katılım
AK Parti Mezitli’den vefa iftarına yoğun katılım
Tatlı ve şekerlemelerin fazlası zarar
Tatlı ve şekerlemelerin fazlası zarar